Söyleşi:Enerji ve Madde Nedir?





 Etkinlikizi Kültürel Etkinlikler Platformu’nun düzenlediği Söyleşiler dizisi ilk oturumunda ilgilileriyle buluştu. Söyleşi dizimiz her Perşembe çağdaş sanat, edebiyat, gündelik yaşam, felsefe ve bilim gibi çeşitli temalarla faaliyetlerini sürdürmeye devam edecek. İlgiyle takip edilen ilk söyleşimizin temasında Felsefe ve Bilim yer aldı. Enerji ve madde başlıklı sunum ve tartışmaların merkezde olduğu oturumumuz, konu başlıklarının mümkün kıldığı öğretici ve keyifli tartışmalarla ilerledi.


   Bursa Uludağ Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Cem Salih Ün, madde mefhumunun Sokrates öncesi doğa filozlarının felsefelerindeki görünüm ve anlamlarından bahsederek bu felsefelerin bugün modern bilime, daha belirgin olarak da Fizik alanına tekabül eden kısımlarını aktardı. Enerji ve madde kavramlarının kökenlerine dair soruya direndiklerini vurgulayan Ün, kavramın ya da adın fonksiyonel/ilişkisel özelliklerinin yerini alamayacağını ifade ederek nominalist tartışmaları hatırlatan bir sunuşu ilgilileriyle paylaştı. Madde ve anti-madde, enerji ve karanlık enerji gibi karşıtlıkların anlamsal sınırlarına taşındıklarında görünürdeki karşıtlıklarını yitirdiklerini ifade eden Cem Salih Ün kavramsallaştırmanın negatif etkilerini, pejoratif içerimlerini Adorno’ya referansla vurguladı. Galileo, Newton gibi bilim insanlarının bilime katkılarının doğa bilimlerinin sınırları içindeki sınırlılığıyla hatırlatan Ün, lineer/doğrusal tasavvurların ve neden-sonuç ilişkilerine tabi doğa bilimlerinin bugün felsefeyi mahkum eden mevcudiyetlerine eleştirel bir bakışın gerekli olduğunu ifade etti. 

 Oturumumuzun diğer konuğu Oğuz Karayemiş, sunuşuna, madde ve enerji mefhumlarının kökenlerine dair direngen tutumlarının çağdaş felsefedeki karşılıklarına felsefenin Rönesans’la girdiği krize yani düşüncenin sarsılmaz bir temel bulma amacına gönderme yaparak başladı. Descartes’ın ve modern felsefenin bu sorunu çözme girişimlerini hatırlatarak bugün yeni-materyalizmin bu sorunu nasıl kucakladığını paylaştı. Özne mefhumunun keşfi ile Kartezyen düalizmin Descartes’la beraber modern felsefeyi domine ettiğini belirten Karayemiş, bugün materyalist bir felsefenin yeniden düşünülebilme olanağının ancak Kartezyen düşüncenin iptal edilmesiyle imkanlı olabileceğini ifade etti. Düşüncenin düşündüğü şeyle ilişkisinde uyumun değil bir gerilimin, bozulmanın, geri çekilmenin yeni-materyalizmin temel unsuru olduğunu belirten Karayemiş, tercüme ve zuhur gibi kavramlar eşliğinde nesne yönelimli ontolojinin izleklerini sundu. Varlık ve maddeyi bir özdeşlik içinde düşündüğünü ifade eden Karayemiş, yeni materyalizmden ilhamla maddeyi “etkilerine ve bileşenlerine indirgenemeyen şey” olarak tanımladı. Bu negatif tanıma eşlik eden Zuhur kavramı da yeni-materyalist düşüncenin bakış açısı itibariyle aynı zamanda ontoloji yapmaktır. Zuhur edişi ya da gerçekliğin dokusunu açıklamayı bugün çağdaş felsefenin doğa bilimleri ile girdiği yakın temasla da ilişkilendiren Karayemiş yeni materyalist felsefenin ya da felsefe yapmanın önemini vurgulayarak sunuşunu tamamladı.